İlçemiz Hakkında
|
GENEL BİLGİ
|
|||||
|
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1904 yılında Eynihal adıyla köy statüsüne kavuşan Demre, Cumhuriyet döneminde ise 6 Haziran 1968 tarihinde 4 köyün birleşmesiyle Belediye, 4 Temmuz 1987 gün ve 3392 sayılı yasa ile de Kale adıyla ilçe olmuştur.
İlçeye Bakanlar Kurulunun 03.09.1990 tarih ve 90/870 sayılı Kararı ile İlçe Emniyet Amirliği kurulması uygun görülerek 28.09.1990 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Teşkilatın kuruluşu tamamlanarak 31.07.1993 tarihinde İlçe Jandarma komutanlığı dahilindeki Belediye sınırları devir alınmıştır. İlçeye B tipi İlçe Emniyet Amirliği ve İlçe Emniyet Amirliğine bağlı Merkez Polis Karakolunun kurulup faaliyete geçirilmesi 31.08.1993 tarihli İçişleri Bakanlığı oluru ile uygun görülmüştür. 29.03.2005 tarih ve 25770 sayılı Resmi Gazete ile KALE olan ilçenin adı DEMRE olarak değiştirilmiştir. 31 Aralık 2007 yılında yapılan adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 12.545 erkek, 12.264 bayan olmak üzere toplam nüfus 24.809'dur . Bu rakam seralarda yapılan üretim dolayısıyla yurdumuzun doğu ve iç bölgelerinden gelen vatandaşlarla belli aylarda iki katına çıkmaktadır.
Demre İlçesi, Akdeniz Bölgesinde Antalya İline bağlı 4.sınıf bir ilçedir. Antalya körfezinin batısında teke yarımadasının güneyinde bir yerleşim yeri olan Demre, doğusunda Finike İlçesi, batısında Kaş İlçesi, güneyinde ise Akdeniz ile sınırdır. Üç tarafı dağlarla çevrili bulunan ilçenin kurulduğu arazi Demre Çayının getirmiş olduğu verimli alüvyonlu topraklardan meydana gelmiştir. Akdeniz ikliminin tipik karakteristik özelliklerinin görüldüğü Demre İlçesinde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağmurlu geçer.
İlçenin toplam olarak yüz ölçümü 47.322 hektardır. İlçemizde Akdeniz iklimi hakimdir. İlçemizde uzun yıllar maksimum ortalama sıcaklık 19.7, 2007 yılı itibariyle ortalama sıcaklık 19.7, maksimim sıcaklık 30.1, Minimum sıcaklık 15.9, ortalama nispi nem % 55.8, ortalama toplam yağış 752. 5 Kg./ m2, ortalama rüzgar hızı 25.9 NNE m/sn dir. Ekstrem maksimum sıcaklık 38.5, ekstrem minimum sıcaklık 5.2 derecedir. |
![]() |
||||
|
TARİHİ |
|||||
|
Myra (Demre) her zaman Likya’nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler M.Ö. 3. yüzyıla dayanır. Fakat şehrin M.Ö. 5. yüzyılda kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra’da şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Saint Pol Roma’ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel, M.S. 6. yüzyılda şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra’da St. Nicholaus IV. yüzyıl başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra Hıristiyan inancına mensup hacıların yolculukları sırasında konakladıkları merkezlerden biri olmuştur. Bu açıdan Demre Hıristiyan dünyasının her zaman ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık’ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir.
Myra gibi önemli bir tarihi şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların bir çoğunu bugün Demre’de göremiyoruz. Likya’nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün hala ayaktadır ve bu eser aynı zamanda Likya’nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro kaleye yaslanmıştır. Bugün dahi bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır. Myra metropoli muhtelif tip Likya mezarlarının önemli örneklerini ihtiva etmektedir. Tiyatro doğu ve batı metropoli diye ikiye ayrılmış ve Myra’nın arkasında yükselen kayalık, tepede kurulmuştur. Kayalar oyularak mezarlar kabartma ve yazılarla süslenmiştir. Diğer önemli bir kalıntı St. Nicholaus kilisesidir. Kilise bugün yaklaşık 7 m. toprak seviyesinin altındadır. St. Nicholaus’un kemikleri kilise içindeki mermer bir mezarda bulunurken, kemiklerinin büyük bir kısmı İtalyanlar tarafından çalınmış ve Bari’ye kaçırılmıştır. Diğer taraftan Bir Rus Prensi 1862 yılında Kiliseyi restore ettirmiştir. St.Nicholaus genel olarak Hıristiyan aleminde önemli bir dini kişilik olmakla beraber Rusya’da en önemli azizlerden biri olarak kabul edilmektedir. Anılan tarihte yapılan onarım sırasında Ruslar bir kilise çanı ilave ederek kubbeyi bir haç tonozu ile değiştirmişlerdir. St. Nichalous’un bazı kemikleri bugün Antalya Müzesinde teşhir edilmektedir. St. Nicholaus’un çocukların, gemicilerin ve ağır işlerde çalışan işçilerin koruyucu azizi olduğuna inanılmakta ve bütün dünya çocuklarının da Noel Babası olduğu kabul edilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1904 yılında Eynihal adıyla köy statüsüne kavuşan Demre, Cumhuriyet döneminde ise 6 Haziran 1968 tarihinde 4 köyün birleşmesiyle Belediye, 4 Temmuz 1987 gün ve 3392 sayılı yasa ile de Kale adıyla ilçe olmuştur. 24/03/2005 tarih ve 5322 sayılı Kanunla Kale ismi Demre olarak değiştirilmiştir. |
![]() |
||||
|
NASIL GİDİLİR ? |
|||||
| Antalya`nın batısında Finike ile Kaş ilçeleri arasında yer alan Demre, Antalya`ya 147 km uzaklıkta. Bitmesini istemeyeceğiniz güzelliklerle dolu geniş asfalt yolla ulaşılan Demre`ye çam ağaçları arasından Kaş yönünden geliş ise bir başka keyif. Otobüs yolculuğunu seçenler, Demre-Antalya arasında sabah saat 5.45’ de sefere başlayan ve her yarım saate bir otobüs kalkan Demre’ye, saat 20:00`ye kadar karşılıklı yapılan seferleri kullanabiliyorlar. Simena`ya gitmek üzere Çayağzı mevkiine Demre`den gelenler üç km yol katediyorlar. Burada bulunan Noel Baba-St. Nikolaus Kilisesi ziyaret edilebiliyor. Andriake kent kalıntıları çevresi, yarı batak ve yumuşak toprakla kaplı. Bu nedenle gezi için ağaçlık bölümü kullanabilirsiniz. | ![]() |
||||
|
TARİHİ YERLER |
|||||
|
|||||





Bu nedenle Myralılar limanları Andriake’de, nehrin ağzına bir zincir gererek bu baskınları durdurmaya çalışmışlardır. M.Ö. 42’de Sezar’ı öldüren Brutus asker toplamak için Lykia’ya gelmiş, Xanthos’u aldıktan sonra komutan Lentulus’u para toplamak için Myra’ya göndermiştir. Myralılar buna karşı çıkmışlar ve kendilerini müdafaa etmeye çalışmışlarsa da komutan nehrin ağzına gerilen zincirleri kırarak şehre girmiştir. M.S. 18’de Tiberius’un evlatlığı olan Germanicus ve karısı Agrippina burayı ziyaret etmişler ve Myralılar limanları olan Andriake’ye onların heykellerini dikerek kendilerine olan saygılarını göstermişlerdir. M.S. 60’da ise St. Paul Roma’ya giderken Myra’da gemi değiştirir. Eski kaynaklar Myra ile Limyra arasında gemi seferlerinin yapıldığını kaydederler. Lykia Birliği’nin metropolisi olan Myra M.S. II. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiş, burada Lykialı zengin kişilerin yardımları ile birçok yapı yapılmıştır. Örneğin Oinoandalı Licinius Langus 10.000 dinar vererek tiyatro ve portikoyu yaptırmıştır. Ayrıca Rhodiapolisli ve Kyeanaili Iason’un da Myra’nın imarı için çok yardım ettigini kitabelerden anlıyoruz. Aziz Nicholaos’ın Myra’da başpiskoposluk yaptığı II. Theodosion (408 - 450) zamanında Myra’nın Lykia Bölgesi’nin başşehri olduğu bilinmektedir. Şehir, VII. yüzyıldan başlayarak IX. yüzyıla kadar devamlı Arap akınlarına uğramış, 809 yılında Harun El Reşit’in komutanlarından birisi Myra’yı zaptetmiştir.
Azizden bahseden en eski kaynaklar olan, VI. yüzyıla ait “Vita Sionitae” ile “Vita de Stratelatis” adlı eserler de kesin bir ölüm tarihi vermezler. Bu kaynaklarda sadece Azizin doğum yerinin, Likya’nın en büyük limanı Patara olduğu kaydedilmiştir. Hıristiyanlığın ilk yıllarında Havari Paulos’un, Patara’da kaldıktan sonra yoluna devam etmesi, Patara’ya İncil’de adı geçen kentlerden biri olma özelliğini kazandırmıştır. Bu bölümde Havari Paulos’un arkadaşı Luke ile üçüncü seyahatleri sonunda, Miletos’tan Kudüs’e dönerken Patara’da kaldıkları ve buradan muhtemelen daha büyük bir gemiye binerek seyahatlerine devam ettikleri anlatılır. Aziz Nicholaos’ın İ.S.III. yüzyıl sonlarında Patara’da dünyaya geldiği ve Myra’ya papaz olana dek, gençlik yılarının Patara’da geçtiği söylenmektedir. Gençliğinde Filistin ve Mısır’a yaptığı seyahatlerden söz edilmiş, yaşadığı devrin İmparator Konstantinos dönemi veya III. yüzyıl sonu ile IV. yüzyıl başı olduğu belirtilmiştir. Ölümünden sonra Avrupa’nın birçok kentinde adına kiliseler inşa edilmiştir ki, bunlar arasında VI. yüzyılda İstanbul’da inşa edilen Bazilika en göze çarpan yapıdır. Rusya ve Yunanistan’ın en saygın Azizi olarak tanınmış, çocukların mahkûmların, denizcilerin ve gezginlerin koruyucusu olarak saygı görmüştür. Yaşantısı ve mucizeleri hakkında gerçekliği tartışılacak, sayısız hikâyeler anlatılmıştır. Piskopos olma kararının kehanetlere veya seçim toplantısı kararına göre, ertesi günü kiliseye giren ilk adam olmasına dayanılarak verildiği söylenir. Diğer hikâyeler, İmparator Dioeletianus devrinde (284-305) Hıristiyanlara yapılan zulümler sırasında çektiği acılarla ilgilidir. İnancından dolayı hakimler tarafından tutuklanıp zincire vurulmuş, birkaç yıl sonra Hıristiyan İmparator Konstantinos tarafından serbest bırakılarak Myra’ya geri dönmesi sağlanmıştır.
IV. yüzyılda burada bulunan tek kubbeli kilisenin güneyine VIII. yüzyılda haç şeklinde bir şapel ile kuzey tarafına da eklemeler yapılmıştır. Ayrıca 1862-63 senelerinde de binaya dış narteks ile iç narteksin bazı kısımları ilave edilmiştir. Bugün iki sütunu ayakta kalmış bir avludan bir iki basamakla Bizans Devri’nde ilave edilmiş güney nefine inilir. Haç biçimli bu bölümün doğu kısmında üç kemerli pencereye sahip bir apsis yer alır. Apsisin önünde orijinal stylobat ile ortasında altar kaidesi hâlâ görülür. Apsis nişinin içinde yer yer renkleri kaybolmuş ve belirsizleşmiş aziz figürleri vardır. Bunların altındaki küçük niş içindeki fresko Noel Baba’ya aittir. Bu bölüm ve esas kilisenin güneydoğu şapelinin tabanlarında farklı desenlerde mozaik panolar görülür. Batı yönünde merdivenlerin karşısındaki niş içerisinde İsa, Meryem ve Yahya freskoları vardır. Buradan iyi muhafaza edilmiş kapı bizi, lahitlerin bulunduğu kısma, yani haç biçimli şapelin uzun kısmına çıkartır. Lahitlerin yer aldığı nişler içindeki freskolar bugün net olarak görülmese bile çeşitli aziz tasvirlerini içeren freskolar ile bezenmiştir. Kuzey duvarındaki ilk nişle sütunların üzerinde Meryem freskosu ilginç örneklerdir. Noel baba freskosunun bulunduğu ikinci niş sütununun ters konduğu yazılarından anlaşılmaktadır.
Nişler içinde yer alan lahitlerden birinci niş içindeki akarthus yaprakları ile süslü Roma Devri lahdinin Noel Baba’ya ait olduğu kabul edilir. Hatta Noel Baba’nın denizcilerin de azizi olmasından dolayı lahdin üzerinin balık pulu desenleriyle süslendiği söylenir. 20 Nisan 1087’de Bari’li korsanlar, Noel Baba’nın kemiklerini almak için lahdi kırmışlar, bazı kemikleri alarak Bari’ye götürmüşlerdir. İkinci niş ile karşısındaki nişte bulunan lahitler sadedir. Burada nişler içindeki lahitlerden başka yerde iki mezar daha bulunmaktadır. Buradan bir kapı ile kilisenin iri blok levhalarla döşeli avlusuna geçilir. Avluda ise bir niş içerisinde boşaltılmış iki mezar bulunur. Yanında bulunan mermer üzerinde haç ve çapa motifi Noel Baba için yapılmış olmalıdır. Solda duvar içine yerleştirilmiş mezardaki kitabede 1118 tarihi yer alır.
Myra nın liman kenti olarak bilinen Andriake, Myra ya beş dakika uzaklıkta olan Çayağzı ndadır. Her ne kadar Myra nın liman kenti olarak bilinirse de Myra nın yanında müstakil bir şehir olmalıdır. M.Ö. 197 de III. Antiokhos filosuyla Anadolu kıyılarındaki Ptolemaiosların elinde bulunan yerleri alarak Andriake ye gelmiştir. Traian da Myra da konaklarken bu limanın iyi bir şekilde planlanması gerektiğini belirtmiş, ne var ki Traian ın bu fikri kendi zamanında uygulanamamış ancak Hadrian zamanında olabilmiştir. Andriake kalıntıları, Demre ye yakın kısımda liman ağzında tepenin eteğinde yer alır. Harabede ilk görülen şey şehre su ulaştıran aquadüktlerdir. Liman ağzında görülen görkemli yapı kalıntısı, Roma Devri neden kalma bir meydan çeşmesinin bize kadar gelen kısmıdır. Harabenin en büyük yapısı Plakoma adı verilen agoradır. Bu agoranın üç tarafı dükkanlarla çevrili olup ortasında büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Agoranın batısında ise Granarium (silo) adı verilen 65x 32 m ebadında 7 odadan meydana gelen bir hububat deposu yeralır. Bütün odalar birbiriyle irtibatlı olup cephelerinde aynı kapılar bulunmaktadır. Ayrıca yanlarına da bekçi odaları yerleştirilmiştir. Cephesi düzgün taşlarla kaplanmış binanın ara ve arka duvarları poligonal tarzda yapılmıştır. Kapı üstündeki kitabesinden ve orta yerdeki Hadrian ve karısı Faustina nın kabartmasından binanın M.S. 129 yıllarında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Günümüze iyi bir şekilde gelebilen görkemli silo binasında M.S. V. yüzyılda burada görev yapmış olan Herakleon isimli bir memurun rüyasıyla ilgili kabartmalar da yer almaktadır. Silonun önünde ev kalıntıları ile liman caddesi, caddenin önünde de üstleri yarıya kadar açık gemi barınakları bulunmaktadır. Yamacın batısında gözetleme kulesi yer alır. Limanın kuzey kısmında da Roma Devri ne ait Lykia tipi lahitlerin yer aldığı nekropol sahası bulunur. Burada da iki Bizans kilisesi vardır.
Soura Hellen dilinde “Soura halkı” anlamında bir sözcüktür.